Adem Kasidesi


ADEM KASİDESİ

1)    Can verir âdeme endişe-i sahbâ-yı adem
Cevher-i can mı aceb cevher-i minâ-yı adem

2)    Çeşm-i im’ân ile baktıkça vücûd-i ademe
Sahn-ı cennet görünür âdeme sahrâ-yı adem

3)    Galat ettim ne reva cennete teşbih etmek
Başkadır nimet-i asayiş-i me’vâ-yı adem

4)    Tutalım anda da olmuş ni’âm-ı gûnâgûn
Öyle muhtac-ı tenavül müdür âlâ-yı adem

5)    Kimse incinmedi vaz’ından anın zerre kadar
Besledi bunca zaman âlemi bâbâ-yı adem

6)    Var ise andadır ancak yoğise yoktur yok
Rahat istersen eğer eyle temennâ-yı adem

7)    Ne gam u gussa ne renc ü elem ü bîm ü ümid
Olsa şâyeste cihan cân ile cûyâ-yı adem

8)    Yok dedikçe var olur yok mu garâbet bunda
Nâm-ı hestî mi nedir hall-i muamma-yı adem

9)   Etse bir kerre telâtum hep eder kevneyni
Garka-i mevc-i fenâ cûşiş-i deryâ-yı adem

10) Mâder-i dehr mevâlidi ki durmaz doğurur
Der-kenar etmek içindir anı bâbâ-yı adem

11) Çarhın evladını baştan çıkarır dâye-i dehr
Etmese terbiye sık sık anı lâlâ-yı adem

12) Herkesin kısmeti yokdan gelir amma bilmez
Yeri var âleme men eylese selvâ-yı adem

13) Merdümî neş’et-i âdem’de yok oldu gitti
Vechi var dense benî âdem’e ebnâ-yı adem

14) İki kâğıttan ibaret nüsah-ı kevn ü mekân
Biri ibkâ-yı vücud ü biri efnâ-yı adem

15) Selb ü icab ü taayyün ederek âlemden
Bir netice verir elbette kazâyâ-yı adem

16) Mim-i imkânını mahv eylese mollâ evvel
Yoksa nefy etmese de âhırıdır lâ-yı adem

17) Şeyhe bak ketm-i ademden deyu takrir eyler
Bilmez amma ki nedir mani-i ifnâ-yı adem

18) Sığmaz ol daire-i kevn ü mekâna ne bilir
Geçmeyen arş’ı nedir mülk-i mualla-yı adem

19) Yok yere zahid urur da da’vi-i hestîden dem
Yakasın tutmuş iken pençe-i kübrâ-yı adem

20) Sanırım masraf u irâdı gelir hep baş başa
Oldu serrâ-yı vücûda göre darrâ-yı adem

21) Zeyd-i vârid ile sulh olmadı amr-ı âid
Yoğise âlemin aslı ne bu gavga-yı adem

22) Kays u leyla’sı dahi zeyd ile amr’ı gibidir
Diyecek olsam olur ol dahi esma-yı adem

23) Farkı gûya bu iki suretin aklımca benim
Birisi hubb-ı fenâdır biri bagzâ-yı adem

24) Nakş-ı nâmık’la aceb nâmık olur mu hâtem
Var gibi bunda vücûd ehline ima-yı adem

25) Şeyh efendi sana der miydi ki vârından geç
Varlığın olmasa da sidre-i me’vâ-yı adem

26) Hizmet et sen ana vârınla ki tâ himmet edip
Eylesin ol da seni ârif-i mana-yı adem

27) Çekme dünyalık için gam dil-i nâbûdîde
Var iken mâhasal-ı rızk u atâyâ-yı adem

28) Herkese bâr-ı belâ kendisinin varlığıdır
Gam u âlâmdan azade berâyâ-yı adem

29) Sarf edip vârını aklın var ise var yok ol
Rahat istersen eğer eyle temennâ-yı adem

30) Biz bu mihnet-geh-i hestîye küçükten geldik
Yoksa kim eyler idi terk-i kühencâ-yı adem

31) Durmasa böyle felek bâri yıkılsa gitse
Bir zaman olsa yeri hayme-i bâlâ-yı adem

32) Avutan halkı bu gam-hânede oldur yoksa
Olmasa müşkil idi telsiye-bahşâ-yı adem

33) Doğrusu rahat ederdik gidip âlem ademe
Yerine gelse anın sâha-i pehnâ-yı adem

34) Bermurad olmayıcak ben yere geçsin âlem
Necm ü mihr ü mehi olsun eser-i pâ-yı adem

35)    Çâk çâk eyler idim ceyb-i kabâ-yı ömrü
Olmasa zeyli tırâzîde-i damga-yı adem

36) Ben o bîzâr-ı vücudum ki dil-i gamzedeme
Üns-i mavtın görünür vahşet-i sahra-yı adem

37) Şafak-ı subh-ı bekadır nazarımda gûya
Mevce-i bahr-ı siyâh-ı şeb-i yeldâ-yı adem

38) Öyle bîmar-ı gamım kim olamam âsûde
Câme-hâb olsa bana şeh-per-i anka-yı adem

39) Dil-harâbım ben o hey’ette ki nisbetle bana
Beyt-i ma’mûr olur hâne-i bîcâ-yı adem

40) Öyle bîmar-ı gamım sahn-ı fenâda gûya
Yaptı enkaz-ı elemden beni bennâ-yı adem

41) Ahter-i matlabım âfâk-ı felekten doğmaz
Günde bin şey doğurur leyle-i hublâ-yı adem

42) Düşmeden sâye-i kilk-i emelim levh-i dile
Nokta-i kiklim olur hâl-i müheyyâ-yı adem

43) Cevheri su kesilir tâbiş-i ye’simle eğer
Çeşm-i ümîdime dûş olsa merâyâ-yı adem

44) Yok olur ismi dahi aynı müsemmâsı gibi
Emelim olsa eğer dâhil-i huylâ-yı adem

45) Bî-vücudum o kadar ben ki aransak ikimiz
Ben bulunmam bulunur belki müsemmâ-yı adem

46) Hayretim çarha sükûn-âver-i tab’-ı ta’til
Vahşetim bâis-i peydâyi-i sevda-yı adem

47) Vâlihim öyle ki aks-i nigeh-i germimden
Reng-i hayret alır âyine-i deryâ-yı adem

48) Vahşetim öyle ki olsa nazar-ı ünsüm olur
Tîr-i rem-gerde-i âhû-yı sebük-pâ-yı adem

49) Ye’sim ol mertebe kim sûret-i ümmîdimdir
Mâverâ-yı felek-i mahv-ı heyûlâ-yı adem

50) Bulanır girye-i hûnînim ile bahr-ı vücud
Sararır âhım ile sebze-i sahra-yı adem

51) Öyle diltengî-i hestî ile rencûrum kim
Hûn olur nâlelerimden dil-i ferdâ-yı adem

52) Buna takat mı gelir ya buna can mı dayanır
Meğer imdad ede hestî-i dih-i ecza-yı adem

53) Aferin ey ney-i kilk-i hüner-i îsî-dem
Eyledin nefha-i i’caz ile ihyâ-yı adem

54) Şule-i nefha-i cansûzum ile lîk yanıp
Olmadan dâğ-ı tenim şem’-i şeb-ârâ-yı adem

55) Bir gazel söylesen olmaz mı berâ-yı hatır
Ne kadar sıklet ise nazm-ı mukaffâ-yı adem

56) Hâl-i anber-şikenin fitne-i eczâ-yı adem
Nigeh-i sihr-eserin nâtıka-bahşâ-yı adem

57) Can bulur tarf-ı lisanınla hurûf-ı hestî
Çâk olur nâveg-i gamzenle süveydâ-yı adem

58) Arâz-ı handeye lâl-i nemekînin cevher
Cevher-i harfe femin nokta-i yektâ-yı adem

59) Seni görse dökülürken katarât-ı ekşim
Havf-ı gamzenle olur ağabeyle pâ-yı adem

60) Kavs-i ebrûsunu kursa yıkılır tâk-ı felek
Tîr-i müjgânını alsa titirer cây-ı adem

61) Can atardı ademe tîr-i nigâhından ecel
Tîr-i hışmından eğer yanmasa beydâ-yı adem

62) Anlamış nisbetini mihr ü vefâ-yı yâre
Eden oldur dil-i bîçareyi cûyâ-yı adem

63) Akifâ tarh-ı suver eyledi hîçâhîçe
Var mı hâmem gibi bir hendese-pîrâ-yı adem

64) Arifân yokluk ile etmede isbât-ı vücud
Ben ise varlık ile eyledim inşâ-yı adem

65) Yoğu var eylemeğe hayli çalıştım lâkin
Oldu sa’y ü talebim hep lev ü levlâ-yı adem


66) Sığmadı çünkü dehan-ı dile nutk-ı hesti
Eyledim hame-i mu'ciz-demi güya-yı adem

67) Bu kasîde kaleme kaf-ı fenadan geldi
Olsa nâmı yakışır beyzâ-yı anka-yı adem

68) Kimisi nîstî-yi alemle taleb-efzâ-yı adem
Kimi hestî-yi alemle taleb-efzâ-yı adem

69) Mahv-ı hâk-i reh-i şâhenşeh-i kevneynim ben
Ne tevellâ-yı vücûd ü ne teberrâ-yı adem..

Akif Paşa


MERSİYE

Tıfl-ı nâzeninim unutmam seni
Aylar günler değil geçse de yıllar
Terihgâm eyledi firakın beni
Çıkar mı hatırdan o tatlı diller

Kıyılamaz iken öpmeye tenin
Şimdi ne haldedir nazik bedenin
Andıkça gülşende gonca dehenin
Yansın ahım ile kül olsun güller

Tegayyürler gelüp cism-i semîne
Döküldü mü siyah ebru cebîne
Sırma saçlar yayıldı mı zemîne
Dağıldı mı kokladığın sümbüller

Feleğin kînesi yerin buldu mu
Gül yanağın rengi rûyi oldu mu
Acaba çürüdü toprak oldu mu
Öpüp okşadığım o pamuk eller

Akif Paşa


1)    Yokluk kadehinin düşüncesi insana can verir. Acaba yokluk şarabının özü canın cevheri midir?

2)    Yokluğun vücuduna tedkik (inceleyici)  edici bir gözle bakılırsa yokluk sahrası insana cennet bahçesi gibi görünür.

3)    Hayır! Yokluğu cennet bahçesine benzetmekle hata yaptım. Onu cennet bahçesine benzetmek reva mı? Yokluk ülkesinin huzur verici nimetleri bambaşkadır.

4)    Diyelim ki onda da (yokluk ülkesinde) nimetler çeşit çeşittir. Ama yokluğun büyüklüğü öyle yeme içmeye (nimetlere) muhtaç değildir.

5)    Adem denilen baba bunca zamandan beri alemi beslediği halde kimse onun bu durumundan zerre kadar incinmedi.

6)    Bir şey varsa onda (yokluk) dır. Eğer o yoksa yok yoktur. Rahat istiyorsan eğer yokluğu iste.

7)    Ne gam, ne keder, ne sıkıntı, ne ümit, ne elem, ne korku olmasa, dünya yokluğun tam aradığı yer olur.
[Yokluk ülkesinde ne gam, ne keder, ne sıkıntı, ne ümit, ne elem, ne korku vardır. Bu yüzden cihan can ile birlikte yokluğu arasa yeridir.]

8)    Yok dedikçe (yok) var olur, bunda bir gariplik yok mudur? Yoksa yokluk bilmecesinin çözümü varlığın adı mıdır?

9)    Yokluk deryasının coşkunluğu eğer bir kere coşarsa her iki dünyayı fanilik dalgalarına boğar.

10)    Dünya anası, çocuklarını yokluk babasının kollarına vermek için durmadan doğurur.

11)    Yokluk lalası, feleğin oğlunu sık sık terbiye etmese, dünya dadısı onu baştan çıkarırdı.

12)    Herkesin kısmeti yoktan (yokluk) gelir, fakat insan bunu bilmez. Yokluk balını dünyadan (insanlardan) esirgese haklıdır.

13)    İnsanoğlunun ortaya çıkışıyla insanlık yok oldu gitti. Bu bakımdan insana yokluğun çocukları denilse  yeridir.

14)    Kainat iki kağıttan ibarettir, biri varlığın devamlılığı diğeri yokluğun tüketilmesidir.

15)    Dünyada olumlu ve olumsuzluğun ortaya çıkması karşısında yokluk hükümleri elbette bir netice verir.

16)    Molla önce isminin aşındaki mim’ i kaldırmalıdır, kaldırmadığı takdirde sonu yine yokluktur.

17)    Şeyhe bak! Yokluğun gizli oluşunun sırrının yokluktan olduğunu söylüyor, ama yokluğun gizli oluşundaki manayı bilmiyor.

18)    Yokluk ülkesinin yüceliği kainata sığmaz, Arş’ı geçmeyen yokluğun yüce diyarı nedir, bilmez.

19)    Yokluğun büyük pençesi yakasından tutmuş iken zahid boş yere varlık davasında bulunur.

20)    Sanırım geliri ile gideri denk oldu. Varlığın karı (bolluğu) ile yokluğun zararı (azlığı) birbirini karşıladığı.

21)    Gelen Zeyd ile geri dönen Amr hiç barışmadılar. Eğer alemin aslı yoksa bu yokluk kavgası nedendir?

22)    Mecnun ve Leyla ile Amr gibidir, diyecek olsam, bunlar da yokluğun isimleri olur.

23)    Bana göre yokluğun gizli düşmanlığı ile yokluk sevgisi iki suretin (Amr ve Zeyd/ Leyla ile Mecnun) farkı gibidir.

24)    Bir yüzüğe Namık adı yazılsa Namık orada olur mu? Bunda, varlık iddia edene bir yokluk iması vardır.

25)    Yokluğun en yüce noktası senin varlığın olmasaydı, Şeyh efendi sana varından (varlığından) geç der miydi?

26)    Sen bütün varlığınla ona (Şeyh) hizmet et; o da himmet edip seni yokluk bilgisine sahip kılsın.

27)    Yokluk hediyesinin rızkı ortaya gelmişken, bulunmaz diye dünyalık için gönlünde gam çekme.

28)    Herkese bela yükü kendisinin varlığıdır. Yokluğun halkı gam ve elemlerden azad eder.

29)    Eğer rahat istersen yokluğu arzu et, aklın var ise varını sarf et ve yokluğa git.

30)    Biz bu varlığın gam ülkesine küçükten geldik; yoksa yokluk ülkesini kim terk ederdi.

31)    Felekler böyle durmasa da yıkılsa ve bir zaman da onun yerini yokluğun yüce çadır alsa.

32)    Halkı bu gamhanede (dünya) avutan yokluktur. Şayet yokluğun avutuculuğu olmasaydı teselli bulmak zor olurdu.

33)    Bütün alem yokluğa doğru gitseydi ya da onun geniş meydanı bize gelseydi doğrusu rahat ederdik.

34)    Madem ki ben muradıma eremeyeceğim, dünya yerin dibine geçsin ve onun yıldızı, güneşi, ayı yokluğun ayağının altında yok olsun.

35)    Eğer yokluk damgasının süsü ömür elbisesinin eteğine eklenmemiş olmasaydı onu paramparça ederdim.

36)    Ben varlığımdan öylesine usanmışım ki, yokluk çölünün ıssızlığı gamlı gönlüme yuvamın sıcaklığı gibi gelir.

37)    Benim nazarımda yokluğun uzun ve karanlık gecesinin simsiyah denizinin dalgaları hiç bitmeyecek bir sabahın şafağıdır.

38)    Ben öyle gam hastasıyım ki anka kuşunun uzun kanadı bana yatak olsa yine de rahat edemem.

39)    Gönlüm öylesine yıkık ki, bana nisbetle yokluğun belirsiz yeri mamur bir yuva olur.

40)    Ben öyle gam hastasıyım ki, yokluk diyarında yokluk mimarı beni sanki elem enkazından yapmış.

41)    Yokluk gecesi günde bin şey doğurur fakat benim isteklerimin yıldızı göğün ufuklarından bir türlü doğmaz.

42)    Arzu kaleminin gölgesi gönül sayfasına düşmeden yokluğun görünüşü kalemimin noktası olur. (Arzularımı ona erdirir)

43)    Yokluğun aynaları gözlerimdeki ümide sırt çevirse, kaderimin parlaklığı o aynaları su haline getirir/eritir.

44)    Eğer ben yokluğu istesem onun hulyası bile (adı gibi) yok olur.

45)    Ben varlığımdan öylesine sıyrılmışım ki, yoklukla birlikte ikimizi arasalar, ben bulunmam ama belki yokluğun ismi bulunur.

46)    Benim şaşkınlığım feleğe durgunluk verici oldu. Yokluk sevdasının ortaya çıkmasına ise benim yalnızlığım sebep oldu.

47)     Öyle şaşkınlık içerisindeyim ki yokluk denizinin aynası ateşli bakışlarımın aksinden hayret rengi alır.

48)    Yalnızlığım o derece ki bakışım her zaman yokluğun tez ayaklı ceylanını ok görmüş gibi ürkütür.

49)    Üzüntüm o dereceye geldi ki yokluğun özünün silindiği feleklerin ötesi benim ümidimin ta kendisidir.

50)    Varlık denizi kanlı gözyaşlarımla bulanır, yokluk ülkesinin yeşilliği ahım ile sararır.

51)    Öyle bir gönül darlığı ve yaşama azabı içindeyim ki yokluğu arzulayan gönlümün geleceği bile iniltilerimden kan olur.

52)    Buna ne güç yetiyor, ne de can dayanıyor. Yokluk unsurları yardıma koşup yokluğu oluşturmalıdır.

53)    Aferin ey İsa nefesi gibi hünerli kalemin ahengi; mucize yaratan nefesinle yokluğa hayat verdin.

54)    Varlık yaram yokluk gecesini süsleyen mum olmadan can yakıcı şulelerle yandı.

55)    Her ne kadar adem kafiyeli bir gazel söylemek zor olsa da, hatır için bir gazel söylesen olmaz mı?

56)    Anber kokusunu bastıran benim, fitne saçan yokluğun bir parçasıdır. Yokluğa söz kudreti veren büyüleyici bakışlarındır.

57)    Varlık şekilleri senin bakışının lisanı sayesinde can bulur ve gamzenin okuyla yokluğun yüreği parçalanır.

58)    Gülüşünün işareti tatlı dudağa cevher katar, yokluk yok olan ağzının noktasına harf cevheri ilave eder.

59)    Gözyaşı damlalarım akıp giderken seni görse, bakışının korkusuyla, kabarcıklar halinde yokluğun ayaklarına dökülür.

60)    Kaşlarının yayını kursa feleğin takı yıkılır; kirpiklerinin okunu atsa yokluk diyarı titrer.

61)    Yokluk sahrası öfke okundan yanmasa bile ecel, senin bakışının kılıcından yokluğa can atardı.

62)    Biçare gönlümü yokluk arayıcısı eden, yarin vefasının ve sevgisinin derecesini anlamasıdır.

63)    Ey Akif, yokluğun bütün güzelliklerini dile getiren senin kalemin gibi yokluğu şekillendirip donatan var mı?

64)    Arifler varlığın ispatını yoklukla yapıyorlar. Ben ise varlık ile yokluğu inşa ettim.

65)    Yoğu var etmek için çok çalıştım fakat isteklerim ve gayretim yokluğun yürek acısı oldu.

66)    Gönlümün ağzına varlık sözü sığmadı bende mucizeli kalemimle ona yokluğu söylettim.

67)    Bu kaside kaleme yokluğun Kaf dağından geldi, bu bakımdan adı yokluk ankasının yumurtası olsa yakışır.

68)    Kimisi gam yokluğuyla varlıkta sonsuzluk arar; kimisi de varlığın elemiyle yokluğu çağırır durur.

69)    Ben iki cihan şahlar şahının yolunun toprağında yok oldum, ne varlığa yaklaşırım, ne yokluktan uzaklaşırım.

Akif Paşa

*Prof. Dr. Ali İhsan Kolcu'nun "Türk Şiirinde Yokluk Fikri ve Akif Paşa’nın Adem Kasidesi" adlı kitabından alıntıdır.

Sayın Manolya Hacer Ural'ın Akif Paşa Tablosu

Joomla 1.6 Templates designed by Joomla Hosting Reviews